Allah Bunları Yazdırmasın...

2007-10-25 20:14:00

TERCÜMAN GAZETESİ SIRRI YÜKSEL CEBECİ'NİN BUGÜNKÜ YAZISI ALLAH BUNLARI YAZDIRMASIN   2029 yılındayız. Ben 18 yaşına girdim. Sen ise 41'indesin. Kızın olarak sana bir çift sözüm var baba, lütfen beni dinler misin?Bizim bayrağımızda sizin zamanınızda 'ay-yıldız' varmış, neden şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğimiz renkler var baba? İki arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk, o atlasta gördük, daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş, şimdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz? Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz? Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba? Baba, küçükken herkesin beni Aybüke diye çağırdığını hatırlar gibiyim. Şimdi neden bana Angel diyorlar, kulağıma Angel ismini ezanla sen mi söyledin?Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğrettiler sanki Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan. Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek "Gazi"lik unvanını kazanmış. Neden şimdi oraya Kürdistan diyorlar baba.? Baba, hani sizlere Kürtlerle Türkler kardeştir demişler, peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular?Şimdiki Kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba? Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize? Türk'üm demek suç mu?BABA, Türkiyeli ne demek, biz Türk çocuğu değil miyiz, soyumuz belli değil mi bizim? O kitapta okumuştum, "Ne mutlu Türk'üm diyene" ya... Devamı

PROTOKOL E GİRDİM DİYE SEVİNENLERİN DİKKATİNE...

2008-07-09 00:40:00

PROTOKOL E GİRDİM DİYE SEVİNENLERİN DİKKATİNE PROTOKOL dilimize eski Latince ve Yunancadan geçme bir sözcük ! Daha doğrusu : 'Proto' ve 'Kolos' sözcüklerinin birleşmesinden türeme bir  deyim...Lugat anlamıyla 'Proto' birinci demek..   'Kolos' ise götün çoğulu. Sözcük anlamlarını birleştirdiğimizde ise deyimin tam karşılığı 'Önde Gelen Götler' olarak karşımıza çıkıyor.'Kolos' sözcüğünün zamanla çoğul eki olan (os) deyimden atılmış, geriye 'Protokol' yani 'önde gelen göt' lafı kalmış.Toplum içinde yükselip de protokole giren bazılarının zamanla '*ö*ü*ün  kalkması'  da   bundandı r.. SİYASETLE İLGİLENMEYEN AYDINLARI BEKLEYEN KAÇINILMAZ SONUÇ, CAHİLLER TARAFINDAN YÖNETİLMEYE RAZI OLMAKTIR. EFLATUN-... Devamı

Türk Subayı Kimdir ?

2007-10-25 18:25:00

Türk Subayı Kimdir ?Hakan EVRENSEL emekli bir subaydır. Güneydoğu Anadolu''da terörle mücadele etmiştir. EVRENSEL daha sonra istifa ederek, Güneydoğu Öyküleri-1,2,3 adlı üç kitap yayınlamıştır. Bu kitapta subay, doktor, hâkim, savcı ve er olarak, Güneydoğu Anadolu'da, "emperyalizmin işbirlikçisi PKK''ya karşı mücadele edenlerin mücadele anıları anlatılır. Üç kitapta defalarca basılmıştır. Şimdi üç cilt bir arada "Güneydoğu Öyküleri" adı ile yayınlandı. Oğullarının yiğitliğini anlamak isteyen bir milletin okuması gereken bir kitaptır EVRENSEL'in kitabı. Bütün kitapçılarda bulmak mümkün. Bugün size bu kitaptan bir hâkimin anılarını aktarmak istiyorum.Güneydoğu''nun küçük bir ilçesinde görev yapan hâkim ilçe dışındaki lojmanından görünen karakolun bir gecesini şöyle anlatır:"Lojmanımızın balkonundan o karakol görünürdü. Yaklaşık bir aydır her istihbarat kaynağından karakolun basılacağı haberi geliyordu. Üstelik baskının şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu.Yakın birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı.""En son gelen istihbaratta baskının saati ve baskına katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22.10, beş yüz terörist. Karakol o gün basılmadı.""Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem başladı. Balkonumuzdan izlediğim dehşet dolu manzarada, daire haline gelmiş teröristlerin, dairenin ortasına, gecenin karanlığında ateşleri parıldayan silahları ateşlediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk. Tam anlamıyla çember içine almışlardı. Lojmandan ayrılıp doğruca jandarmanın binasına gittik. Karakolun merkezi,  telsizle, sürekli timlerden durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan timler de bu çağrılara cevap veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tarif ediyorlardı." "Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğun... Devamı

ŞEHİDİM ANNEM

2007-10-25 18:13:00

ŞEHİDİM ANNEMDavullarla, zurnalarla uğurladın beni Asker Ocağına, elimde bir valiz, bir de ceketim vardı.Kalın kazaklarımı koymuştun; oğlum oralar soğuk olur, üşütme diye.Ana kucağı derler Asker Ocağına. Gerçekten öyleymiş. Üşümüyorum annem.Demiştin ya kendine iyi bak oğlum diye, babama da söyle; insan tek kalınca üzülür, içlenirmişBiz burada binleriz, on binleriz annem. Hepimiz ana baba çocuğu, Askeriz, MEHMETÇİĞİZ annem... Dağlarımızı saran çakallardan temizlemeğe çalışıyoruz annem,Yıllarca Kardeş bildiklerimizde, belki aynı fırından ekmek yediğimizden, Aynı vatanın havasını yıllar yılı soluduğumuzdan,Şimdi nifak tohumları ekenlerin hizmetinde olanlardan,Biz dimdik ayakta, çakı gibi askeriz. NEFERİZ ANNEM... Az kaldı annem.30 gün... Sonra hep birlikte olacağız. Vatan borcumu bitirip sizlere kavuşacağım.Annem, benim pamuk annem babama söyle kurbanımı, aslan oğlunun koçunu unutmasın...Buralarda düşman uyumuyor annem. Gecemiz gündüzümüz kalmadı, Sakın, sakın şikayet ettim zannetme... Biraz önce postallarımı boyadım, silahımı temizledim.   Vatan toprağında,  Şırnak' ta Nöbetteyim, beklemedeyim, sınırdayım annem...Birkaç gündür yoğunlaştı it sürülerinin saldırıları annem,Ama sen üzülme, ağlama annem, beni bugünler için yetiştirmedin mi?Hani çok sevdiğim siyah montum vardı ya; sakın kimse giymesin diye tembihlediğim.Kardeşim, Ahmet'im çok severdi, bırak giyinsin... kader bu belki döner, belki hiç dönemem..Yirmi kişiyle uğurladığın, hasretiyle yandığın, ASKER oğlunu belki binlerle karşılayacaksın Annem...Haziran 1995 gece yarısı, saldırıya uğradım, Kurşun yedim, Ölmedim annem.Parola VATAN, İşareti NAMUSTUR derdin. Namusum uğruna can verdim annem.Bana verdiğin tertemiz, helal sütüne layık olmaya çalıştım, düşmana, kalleşe yol vermedimBen ölmedim annem. Metinler, Mehmetler, Ahmetler Süleymanlar, Yunuslar, Yusuflar...Kısaca MEHMETÇİKLER ölmez. Hakkını helal et benim canım annem...Annem; YARİME söyle beni beklemesin, karalar bağlamasın beyaz duvak... Devamı

delik

2007-10-18 12:49:00

Delik Bu dünyada iki samimi arkadaş varmış. Bunların dünya görüşleri birbirlerine tersmiş. Biri, namazında niyazında, dünya malında gözü olmadan, içki içmeden, karı kızla yatmadan camiden çıkmaz, öteki ise onun yapmadığı her şeyi yapar yaptıklarını yapmazmış. Derken sefahat düşkünü erkenden ölmüş. Aradan yıllar geçtikten sonra sofu olan da ölmüş. Sofu doğrudan cennete gitmiş. Ağaçlar altında yatıyor yiyor içiyormuş. Aklına arkadaşı gelmiş. Meleklere sormuş cehennemde olduğunu isterse ziyaret edebileceğini söylemişler Bu da kalkmış arkadaşını ziyarete gitmiş. Bir de ne görsün arkadaşının elinde nadide Fransız şarabı, koynunda cennette bile bulunmayacak derecede güzel bir kadın. Sofu hayretle "Bu nasıl iş? Sen dünyada da sefa sürdün burada da sürüyorsun. Nerede Allah'ın adaleti?" diye sormuş. Arkadaşı derin bir ah çekerek "bu benim için büyük işkence" diye yanıtlamış. Sofu yeniden "bu nasıl işkence?" diye sormuş. "Sorma.." demiş arkadaşı "bu şişeyi görüyor musun? Bunun dibi delik"; "Ya o güzel kadın?" diye atılmış Sofu. Cehennemdeki arkadaşı iç çekerek "Ah, ahhh, Onun da dibinde delik yok" demiş Devamı

Hatırlatma...

2007-10-17 12:32:00

Bir köyün camisinde, imam cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir köylü, köyü sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp kaçar. Sadece imam, bütün ısrarlara rağmen köyü terk etmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek camide kalır. Kısa bir süre sonra sular camiye ulaşır, imam çaresiz minareye çıkar. Sular minarenin ilk katına yükselirken bir tekne imamı kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir. İmam ikinci kata çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. İmam artık minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler, durumun kötü olduğunu anlatarak , imama helikoptere gelmesi konusunda ısrar ederler. İmam helikoptere binmeyi de reddeder. Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür.Kendisini ahiretin kapısında melekler karşılar. Melek: "Hoş geldiniz, buyurun..." İmam: "Cennete girmek istediğimden emin değilim..." Melek: "Neden?..." Imam: "Tanrı'ya biraz kırgınım...." Melek: "Ne oldu ki?..." Imam: "Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim, insanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yaşadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı ama Tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan ben kaldım. Görüyorsunuz ki şimdi buradayım...." Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nın sesi duyulur ; "Salağa, iki tekne, bir helikopter gönderdik. Böylesine geri zekâlının benim katımda yeri yoktur.."   Yukardaki fıkrayı benim yüce milletime uyarlamaya kalkacak olursak, muhtemelen Tanrı o gün geldiğinde bu ülke insanlarına şöyle seslenecektir " Bu salaklara, örnek alsınlar ve onu izlesinler diye Mustafa Kemal Atatürk'ü gönderdim. Musibetlerden kurtuluş yolunu, onun eliyle bunlara göstermeye çalıştım.... küçük bir hatırlatma...... Devamı

2/B arazileri satılmasın..

2007-10-18 12:25:00

Nefes almamızı sağlayan, topraklarımızı, suyumuzu koruyan, binlerce canlının yaşam kaynağı, yuvası ormanlarımız sözde "yasal" yollardan satılmaya çalışılıyor. Anayasaya aykırı, ulusa ait ormanları satışa çıkararak mülkiyet hakkını hiçe sayan ve orman talanının önünü açan 2/B Orman Arazilerinin Satışına geleceğimiz ve çocuklarımız için "Hayır" diyorsanız, siz de TEMA Vakfının 2/B Arazileri Satılmasın İmza Kampanyasına http://www.tema.org.tr/2B/ adresinden katılın. Devamı

GUNERI CIVALIOGLU'ndan***** AL SANA BELGE***** Ermenistan

2007-10-19 10:19:00

GÜNERİ CİVAOĞLU'ndan***** AL SANA BELGE***** Ermenistan'ın ilk Başbakanı OVANES KACAZNUNI'nin İtirafları Güneri CİVAOĞLU  Bugün Al sana belge Önceki gün bu sütunda çıkan "Ermenistan'ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni'nin itiraflar" yazısı yankılar yaptı.Çok sayıda mesaj aldım. "O günkü Milliyet'te okumamış olanlar için bu itirafların yeniden yayımlanmasını" istiyorlardı.Yazıyı tekrarlamayayım.Ancak... Ermenistan'ın ilk Başbakanı Kaçaznuni'nin 1923'te toplanan Parti (Taşnaksutyun) Kongresi'ne raporundan -sadece- en önemli satırları -yeniden- yansıtıyorum...Türkler doğru yaptı'Türklere karşı ayaklandık........ Türklerin düşmanı İtilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye'den "Denizden denize Ermenistan" istiyorduk. Öldük ve öldürdük... "Tehcir" doğruydu ve gerekliydi.... Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin milli mücadelesi haklıydı. 1915 yaz ve sonbahar döneminde "Türkiye Ermenileri" zorunlu bir "tehcire" tabi tutuldu.Türkler, ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmuyor.Bu yöntem en kesin ve uygun olanıydı.Kaderden şikâyet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak, acıklı bir durumdur.Bu bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnaksutyun Partisi de bundan kaçamamıştır. MEDYA IÇIN BÜYÜKELÇI ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde "Türkiye'de Ermeni kıyımı yapıldığı" iddiasını yansıtan karar tasarısı ne yazık ki kabul edildi.Komiteye, keşke "Belge mi arıyorsunuz, alın size belge" denilerek, 1923'te Ermenistan'ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni'nin Ermeni Taşnaksutyun Partisi Kongresi'ne bu raporu dağıtılmalıydı.ABD'nin büyük gazetelerinde de tam sayfa ilan olarak yayımlanmalıydı.Büyük ve etkin televizyonlara verilmeli, haberlerde, programlarda tartışılması sağlanmalıydı."Tanıtım", sadece deniz, güneş, kum ve tarihi eserler debildir. Tanıtım fonların... Devamı

Nancy: Türkiye ile işimiz bitti

2007-10-20 10:46:00

Nancy: Türkiye ile işimiz bitti Ermeni yalanlarına sahip çıkan ABD Temsilciler Meclisi Başkanı, “Türkiye’nin stratejik önemi soğuk savaştan önceydi” dedi.  Ermeni yalanı 22 Kasım’dan önce genel kuruldaNancy Pelosi: Türkiye ile işimiz bittiABD Temsilciler Meclisi Başkanı “Türkiye’nin Soğuk Savaş’taki stratejik konumu... Bu, eski Sovyetler Birliği’nden önceydi” ifadesini kullandı.  Ermeni tasarısını genel kurula, 22 Kasım’dan önce getireceğini belirten ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, “Ben daha önce de komiteden geçerse tasarıyı genel kurula getireceğimi söylemiştim” dedi. ABD Kongresi’nde bir basın toplantısı düzenleyen Nancy Pelosi, “Kimileri sizin bu tasarıyı genel kurula şimdi getirmeyeceğinizi söylüyordu. Buna ne diyorsunuz?” sorusu üzerine, “Hayır. Bu komiteden çıkarsa genel kurula gidecek demiştim. Şimdi komiteden çıktı ve genel kurula gidecek” diye konuştu. Türkiye’den gelen tepkilere ilişkin sorular üzerine Pelosi, “Ben 20 yıldır kongredeyim. 20 yıldır herkes aynı şeyi söylüyor. Türkiye’nin Soğuk Savaş’taki stratejik konumunu. Bu, eski Sovyetler Birliği’nden önceydi. O zaman Türkiye’nin stratejik konumu ve ilişkilerimiz için bunu geçiremedik. Daha sonra 1. Körfez Savaşı geldi. Sonra başkan Bill Clinton döneminde uçuş hakkı ve boru hattıydı. Şimdi 2. Körfez Savaşı diyorlar. Neden şimdi? Çünkü zamanı şimdi. Bunun gündeme gelmesi için zaman hiç uygun olamadı. Demokrat Parti liderliğinde hepimiz bu konuya destek verdik” dedi. Pelosi’nin, Ermeni iddialarından üzerinde anlaşılmış “tarihsel bir gerçek” gibi söz ettiği görüldü. Pelosi, “Soykırım olurken, bizim diplomatlarımızın raporlarına göre, Ermeni ırkının ortadan kaldırılmasına yönelik bir plan vardı” biçiminde ifadeler kullandı. Osmanlıyla ilgili Türkiye’nin olası tepkisine ilişkin so... Devamı

İncinin Öyküsü..

2007-10-20 12:35:00

İncinin Öyküsü... Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su üzerinden akıp geçsin diye, kabuğunu açmış. Su içinden geçerken, solungaçları yiyecek toplayıp midesine gönderiyormuş. Aniden, yakınındaki bir balık, bir kuyruk darbesiyle kum ve çamur fırtınası yaratmış. İstiridye de kumdan nefret edermiş; zira kum öylesine pürüzlüymüş ki kabuğunun içine kaçarsa son derece rahatsız olurmuş. İstiridye derhal kabuğunu kapamış ama çok geç kalmış; Sert ve pürüzlü bir kum taneciği içeri girip, iç derisi ile kabuğun arasına yerleşmiş. Kum tanesi istiridyeyi ne çok rahatsız ediyormuş. Ama, kabuğunun içini kaplaması için kendine verilmiş olan salgı hücresini hemen çalıştırarak, minik kum tanesinin üstünü kaplamaya başlamış; ta ki, nefis, parlak ve düzgün bir örtü oluşana kadar...   İstiridye, yıllar yılı, minik kum taneciğinin üstüne katlar eklemeye devam etmiş ve sonunda müthiş güzel, parlak ve son derece değerli bir inci oluşmuş.   Karşı karşıya olduğumuz problemler bu kum taneciğine benzer, bizi rahatsız ederler ve niye bize bu derece eziyet çektirip asabileştirdiklerine şaşarız; fakat ; Azmin getirdiği cesaret ve kuvvetle, sorunlarımızın ve zayıflıklarımızın üstesinden geliriz. Daha alçakgönüllü, isteklerimizde daha ısrarlı, çevremizdekilere daha yakin, daha akilli ve sorunlarımıza karşı daha dayanıklı hale geliriz. Gizli gücümüzle, yaşamımızdaki pürüzlü kum taneciklerini, bize kuvvet veren ümit ve ilham kaynağı olan değerli incilere dönüştürürüz...   Ümitsiz olmayın Ümit SİZ olun...  ... Devamı